Yazar arşivi

Tuzsuz ve Lezzetli Yemekler için İpuçları

No_Salt

Tuz sadece böbrek hastaları için değil tüm insanlar için pekte faydası olmayan ama lezzet alışkanlığından dolayı vazgeçilmezdir.Bunu göz önüne alan uzmanlar yaptıkları araştırmalarda tuzu hayatmızdan çıakrak bazı ip uçlarını aşağıdaki şekilde sıralamışlardır

1. Tuz kullanmadan salatayı süsleyebilirsiniz. Marketten satın alınmış, tuz ve bazen MSG (Mono Sodyum Glutamat isimli katkı maddesi) içeren salata soslarından kaçının. Bunun yerine, yeşilliklerin üzerine taze limon sıkın ve zeytinyağı ekleyin. Ya da klasik sirke ve yağ kombinasyonunu deneyin.

2. Patates püresinin tuza ihtiyacı yoktur. Biraz az yağlı süt, tuzsuz margarin ile kavrulmuş sarımsak, acı baharat tozu ya da kırmızı biberden birini eklemeyi deneyin.

3. Pirinci ya da kuskusu sadece suda pişirin. Pişerken, bir orta boy doğranmış soğan ile bir yemek kaşığı ayçiçek yağının içine doğranmış mantar ekleyerek soteleyin. Pirinç veya kuskus piştiğinde, soğan-mantar karışımını kabaca karıştırın.

4. Lezzetli çorbalara, güveceve tencere yemeğine kimyon, kırmızı biber, acı baharat tozu veya zencefil gibi en sevdiğiniz baharatlar ekleyebilirsiniz. İçine doğranmış çiğ sarımsak ya da sarımsak tozu ve mutfak robotuyla doğranmış bir soğan da atın.

5. En sevdiğiniz spagetti sosu için, tuz kullanmak yerine daha fazla sarımsak, soğan, kekik ve biberiyeyi deneyin.

6. Et, balık ya da tavuğu pişirmeden önce en az 1 saat taze sıkılmış limon, portakal, greyfurt, mandalina suyu ya da bunların karışımının içinde bekletin. Ya da zeytin yağı, sirke, biber ve en sevdiğiniz baharatlardan oluşan bir karışımda bekletmeyi deneyin.

7. Fırında kızartma yapacağınızda, yer elması ya da soğan halkalarının üzerine sarımsak tozu, kimyon ya da baharat tozu serpin.

8. Yağda pişmiş yumurtaya ya da omlete doğranmış soğan dilimleri ya da pul biber, kekik, karabiber gibi en sevdiğiniz baharatları ekleyerek lezzet verebilirsiniz.


Arananlar tuzsuz yemekler

Periton Diyalizinde Fibrin Nedir Fibrinin Varlığını Nasıl Anlarız

diyaliz_beslenme

Fibrin: Diyaliz işlemi sırasında zaman zaman karından boşaltılan sıvıda beyaz renkli ve pamuk ipliğini andıran küçük tortular görülebilir. Buna fibrin denir. Bu tortular, kateterin deliklerinin tıkanmasına ve sonuçta diyaliz işlemi sırasında sıvı verirken veya boşaltırken problem yaşanmasına neden olabilir.

Çıkan sıvıda fibrin görüldüğünde merkezinizi aramayı unutmayın. Karından boşaltılan sıvının bulanık mı, tortulu mu olduğunun ayırt edilmesi önemlidir.
Bunun için yapılması gereken; Boşaltma torbasının altına yazılı herhangi bir kağıt yerleştirildiğinde yazılar net olarak okunabiliyorsa sıvınız berrak, okunamıyorsa sıvınız bulanık demektir.
Boşaltma torbasında küçük tortular varsa ancak altta kalan yazılar okunabiliyorsa fibrin var demektir.


Arananlar diyaliz, diyaliz hastalarında oluşan enfeksiyon hastalığın tanımı, DİYALİZ HASTALIKLARI, diyaliz hastasi seker var veremi var neden kusar, DİYALİZDEYKEN YEMEK NASIL YENİR

Peritonit Nedir ve Peritonit Sebebleri

karin-zari-iltihabi

Peritonit; Periton zarının (karın zarı) iltihaplanmasıdır.

Nasıl Peritonit Oluruz?

Peritonit, mikropların periton boşluğuna ulaşmaları sonucunda meydana gelir. Mikropların periton boşluğuna ulaşmaları farklı yollardan olabilir;

1- Steril bağlantılara dokunma: Periton boşluğu steril, yani mikropsuzdur. Bu nedenle periton boşluğu ile temas edecek her şeyin de mikropsuz olması gerekir.
Steril bağlantı, transfer setin ucu, diyaliz torbasının bağlantı ucu, mini kapağın iç kısmı, steril gazlı bezler, steril olan ve dokunulmaması gereken malzemelerdir.

2- Kateter çıkış yeri iltihabı: Kateter çıkış yeri iltihabı sırasında mikroplar kateter yolu boyunca ilerleyip kann boşluğuna ulaşabilir ve peritonite neden olur. Bu nedenle kateter çıkış yeri pansumanının düzenli yapılması ÇOK ÖNEMLİDİR.

3- Diyaliz işlemi sırasında öksürmek-aksırmak: Ağız veya burnumuzda bulunan mikroplar öksürme, aksırma ile bağlantı yerine, oradan periton boşluğuna ulaşıp peritonite neden olabilir.
Bu nedenle diyaliz işlemi sırasında maske takılması ÇOK ÖNEMLİDİR.

4- Ellerin yetersiz yıkanması

5- Kateterde veya kullanılan diyaliz sıvısının torbasında delinme. Diyaliz işleminden önce daima torbada delik olup olmadığı kontrol edilmelidir.

Kronik(Kalıcı) Böbrek Yetmezliği Nedenleri ve Belirtileri

böbrek-seması

Kronik böbrek yetmezliğinde birçok böb­rek son evresini oluşturur. Böbreğin işlevsel birimleri olan nefronlardaki geriye dönüşsüz lezyonlar, böb­reğin boşaltım görevini yerine getire­memesine yol açar. Bu nedenle üre, ürik asit, kreatinin, sülfatlar gibi meta­bolizma atıkları dışarı atılamayarak vü­cutta birikmeye başlar. Proteinin son yıkım ürünü olan üre tek başına kanda zehir etkisi yapmasa da böbrek yetmez­liğinin önemli bir göstergesidir. Bu ne­denle böbrek yetmezliği belirtilerinin
görüldüğü geriye dönüşsüz son evreye üremi adı verilmiştir.

Kronik Böbrek Yetmezliği Nedenleri

Böbreğin işlevsel yapılarını etkileyen birçok hastalık kronik böbrek yetmez­liğine yol açabilir. Ayrıca damar siste­mine ait bozukluklar ve idrar yolları­nın tıkanması da kronik böbrek yet­mezliği nedenleridir. Bu hastalığın başlıca nedenleri arasında glomerülo-nefrit, böbreğin damar hastalıkları, kronik piyelonefrit, yalnız nefronları etkileyen cıva gibi zehirli maddeler, böbrekteki enfeksiyonlar ve her iki böbreğin doğumsal hastalıkları sayıla­bilir. Çok sayıda nefronun işlev dışı kalması, organik sıvı dengesini sağla­ma işini geride kalan az sayıdaki nefrona yükler. Bu durumda dakikada 120 mi olan glomerüllerdeki toplam süzül­me 20-30 ml’ye düşer ve böbrek borucuklarının taşıma yeteneği de azalır. Sonuçta üretilen idrarın miktarı ve özellikleri değişir: Atılacak maddelerin artması, hastalığın ilk dönemlerinde suyun borucuklardan vücuda geri emil­mesini engeller. Bir başka deyişle böbrek iyi süzemediği atıkları bol süzerek uzaklaştırmaya çalışır. Bu nedenle has­talık başlangıcında çıkarılan idrar mik­tarı artar (poliüri). (Yalnız büyük işlev kaybının görüldüğü kronik böbrek yet­mezliği evrelerinde idrar miktarı aza­lır.) Böbrek yetmezliğinin poliüriye eklenen ilk belirtileri arasında aşın su içme sayılabilir.

Hasta böbrekler idrarı gerektiği gibi yoğunlaştırma ve seyreltme özellikleri­ni de yitirmişlerdir. Bu nedenle koşul­lar değişse bile idrarın özgül ağırlığı sü­rekli olarak 1010 gr/lt dolayında kalır (normal değerler 1006-1025 arası). Bu­na aynı yoğunlukta kalan idrar anlamı­na izostenüri denir. Nefronların idrar yoğunluğunu değiştirme yeteneklerini yitirmeleri elektrolit denge bozuklukla­rına yol açar. Bazı olgularda böbrek borucuklarından geri emiliminin ortadan kalkmasına bağlı olarak gelişen sod­yum kaybı, vücutta sodyum düzeyinin düşmesine neden olarak kan ve öbür hücre dışı sıvıların azalmasına yol açar. Kan hacminin azalması, kan basıncının düşmesine ve buna bağlı olarak ilk id­rar miktarının azalmasına yol açar. Po­tasyum dengesinde belirgin sapmalar görülmez. En azından böbrek yetmezli­ği idrar azalmasıyla seyreden döneme girmedikçe potasyum normal değerleri­ni korur. Kronik böbrek yetmezliğinin belirgin özelliği olan ilk idrar miktarı­nın azalması vücutta fosfat tutulmasına yol açar. Fosfatlar kalsiyumu bağlaya­rak kalsiyum fosfatları oluşturur. Böy­lece kanda serbest kalsiyum miktarı azalır. Bu azalma paratiroit bezinden parathormon salgılanmasını uyarır. Parathormonun bir görevi kalsiyumun de­polandığı kemiklerden ayrılarak kana geçmesini sağlamak ve kanda kalsiyum düzeyini normal düzeye çıkarmaktır. Böbrek yetmezliğinin bir sonucu olan hiperparatiroidizm (paratiroit bezinin aşırı çalışması) kemik dokusunda incel­meye (kemik erimesi) ve kist oluşumu­na yol açar. Kemikler kırılacak ölçüde zayıflar. İdrarda kalsiyum düzeyi yük­selir ve bir anlamda eriyen kemiklerin idrarla dışarı atıldığı evreye girilir. İlk idrar miktarının azalması fosfatların ya­nı sıra sülfat ve besinlerin yıkılması ile oluşan organik asitlerin atılmasını da engeller. Böylece organik sıvılarda biri­ken bu maddeler asidoza (asit düzeyi­nin artması) yol açar. Kronik böbrek yetmezliğinde asidoz durumunun orta­ya çıkmasına böbrek borucukları da önemli bir katkıda bulunur. Borucuklar yeterli miktarda amonyum iyonu, ürete­mez ve böylece asit fazlasının amon­yum tuzları halinde vücuttan atılması gerçekleşmez.

Akut böbrek yetmezliği nedenleri; Kanama, Yaralanma, yanıklar, ülser delinmesi vb.

Damar içi hemoliz (alyuvar parçalanması) Yanlış kan nakli, sıtma vb.

Damarsal olaylar Böbrek atardamarında tromboz (pıhtı oluşu­mu), iki yanlı kabuk nekrozu (doku yıkımı) vb.

Enfeksiyonlar Akut hepatit, akut piyelonefrit vb.

Aşırı duyarlılık tepkileri Akut glomerülonefrit, kızartılı lupus, mantar zehirlenmesi vb.

Su ve elektrolit kaybı İshalli ağır bağırsak iltihapları, uzun süren kusma, idrar söktürücülerin uzun süre kulla­nılması vb.

İdrar yollarını tıkayıcı hastalıklar İdrar borusunu tıkayan tümörler, taşlar vb.

Böbreğe zehirli etkisi olan maddeler Cıva, karbon tetraklorür, fosfor vb.


Arananlar üre ve kreatinin han gi bitkiyle düşer

Periton Diyaliz Hastalarında Beslenme Nasıl Olmalı

periton

Periton diyalizi uygulanan hastalarda beslenme çok önemlidir. Diyaliz böbreklerin işlevini yerine getirir. Ancak bu görevi sağlıklı bir insan böbreği kadar iyi yapamaz. Vücuttaki artık ve zararlı maddeler tam olarak temizlenemez. Doğru beslenmeyle biriken bu zararlı maddeler daha az olur ve ortaya çıkan rahatsız edici şikayetler (bulantı, kusma, tansiyon yüksekliği, nefes darlığı) uygun beslenme ile hafifletilebilir. Periton diyalizi uygulanan hastalarda diyaliz sıvısı karında dolgunluk oluşturacağı için, hasta rahat yemek yiyemez ve yemek sonrasında da aşırı şişkinlikten yakınabilir. Bunun için; Periton diyalizi uygulanan hastalar yemeğe başlamadan önce diyalizat boşaltmalı, yemekten sonraki ilk yarım saat içinde de yeni bir değişim yapmamalıdır. Yemeklerden sonra şişkinlik hissinden yakınan hastalar günde 3 öğün yerine, aynı miktarda yemeği 6 öğünde yiyebilirler.Sağlıklı insanlarda olduğu gibi, diyaliz hastaları da gerekli olan enerjiyi öncelikle karbonhidrat ve yağlardan sağlar. Eğer gerekli miktarda kaloriyi sağlayabilecek besin alınmazsa vücut enerji ihtiyacını karşılamak için kendi yapı taşlarını yıkacaktır. Buna bağlı olarak da ileri derecede halsizlik, zayıflık ve enfeksiyonlara karşı dirençsizlik ortaya çıkar.

Enerji (kalori) ihtiyacı yaş, kilo ve günlük faaliyet durumuna göre değişir. Ortalama olarak bir günde vücudunuzun her kg ‘ı için 35-40 kalori almalısınız. Örneğin 70 kg ağırlığındaysanız 70×35=2450 bir günde ortalama olarak 2400-2700 kalori almanız gereklidir. Her hastanın kalori ihtiyacı farklıdır. Zayıfsanız fazla kalori almalısınız. Kilolu iseniz daha az kalori alıp hem de egzersiz yapmalısınız. Çünkü böbrek hastalarının hem çok zayıf hem de çok kilolu olmaları sakıncalıdır. Periton diyalizi uygulanan hastalarda, karındaki diyaliz sıvısına olan protein kayıpları hemodiyaliz hastalarının makinede kaybettiğinden daha fazla olabilir. Böylece hastalarda protein ihtiyacı artar. Buna bağlı olarak hastaların daha yüksek protein içeren diyetler kullanmaları gerekir.

Alacağınız proteinlerin hayvansal kaynaklı olmasına özen gösteriniz. Çünkü hayvansal kaynaklı proteinler bitkisel kaynaklılara göre daha değerlidirler. Protein yönünden en zengin ve değerli besinlerden biri yumurtadır. Yumurtanın sarısı fazla miktarda kolesterol içerdiğinden kan yağları yüksek olan hastalar için uygun değildir. Fakat yumurta beyazı her gün alınması gereken önemli bir gıdadır.Periton diyalizi uygulanan hastaların diyetinde karbonhidratlar; karbonhidrattan zengin gıdalar günlük enerjimizin büyük kısmını oluşturur ve çok tüketilir. Ekmek, makarna, yufka, pasta, börek, pilav; tatlı olarak bal, pekmez, reçel yoğun karbonhidrat kaynaklarıdır. Bu gıdaların çok tüketilmesi hem sağlıksızdır hem de kilo alımına yol açar. Kilo durumunuza göre yiyeceğiniz karbonhidratlı gıdaları ayarlamalısınız. Karbonhidratlardaki (ekmek, makarna, pirinç, bulgur ve özellikle kuru bakliyat) protein miktarı ile ette bulunan protein benzerlik gösterir. Bundan dolayı kurubaklagil aldığınızda o gün yiyeceğiniz et miktarına dikkat etmelisiniz. Ayrıca periton diyalizi sıvıları şeker (glikoz) içerir. Bu şekerin karın boşluğundan emilmesi ile hastalar fazla miktarda kalori alırlar. Bu yüzden alınacak kalori miktarı çok iyi dengelenmelidir. Periton diyalizi uygulanan hastaların diyetinde yağlar; önemli kalori kaynağı olduğu için dikkat edilmesi ve kilo durumuna göre ayarlanması gereken besinlerdir. Bazı yağlarda bulunan kolesterol sağlığınızı olumsuz yönde etkiler. Kan kolesterolünün yüksek olması, kalp ve damar hastalıklarının ortaya çıkması için önemli bir risk faktörüdür. Bu nedenle diyetinizde kolesterol yönünden kısıtlama yapmalısınız. Hayvansal kaynaklı yağlar (tereyağı, iç yağı, kuyruk yağı vb.) fazla kolesterol içerirler. Zeytin yağı ve çiçek yağlarını tercih edebilirsiniz. Periton diyalizi uygulanan hastaların diyetinde su ve sıvı gıdalar; periton diyalizi uygulanan hastalarda sıvı dengesinin kontrolü çok önemlidir. Bu nedenle yiyecek ve içecek şeklinde aldığınız gıdaları kontrol etmeniz gerekir. Vücutta fazla sıvı bulunması kalbe ve akciğerlere fazladan yük getirir, tansiyonunuzu yükseltir; az sıvı bulunması da sizi halsiz bırakacaktır, ayrıca tansiyonunuzu düşürecektir. Bu nedenle sıvı dengesini kontrol altında tutmak için yapmanız gereken günlük takipler vardır. Bunlar; Tansiyon ölçülmesi ile vücut ağırlığının ve her değişimde alınan ve boşaltılan sıvı miktarlarının saptanmasıdır. Günlük takiplerinizi düzenli olarak kaydetmelisiniz. İdeal kilonuza ulaştıktan sonra alınması gereken günlük sıvı miktarı, diyaliz yoluyla fazladan çıkan sıvı ve varsa , idrarınızın toplamı kadar olmalıdır. Periton diyalizi uygulanan hastaların diyetinde tuz ve potasyum, hemodiyalize giren hastalara göre genellikle daha serbest alınabilir. Hatta bazı hastalarda fazla miktarda potasyum kaybı ortaya çıktığında sağlıklı insanlardan bile daha fazla potasyum alması gerekebilir. Bu durumda diyetteki gerekli ayarlamaları doktorunuz yapacaktır. Periton diyalizi uygulanan hastaların diyetinde kalsiyum; Böbrek hastalığının seyri sırasında kemik zayıflığını önlemenin en iyi yollarından biri yeterli miktarda kalsiyum almaktır. Diyet ile yeterli kalsiyum miktarlarına erişilemiyor ise doktorunuz size kalsiyum içeren ilaçlar verecektir. Bunları düzenli bir şekilde kullanınız. Çok nadir de olsa bazı hastalarda kalsiyum seviyesi yüksek seyreder, bu durumda diyetteki kalsiyum ve ilaçlar problem yaratabilirler. Muhakkak doktorunuzun önerilerine uyunuz. Periton diyalizi uygulanan hastaların diyetinde fosfor; yeterli miktarda atılamadığı için kan fosfor düzeyi yüksek olur. Bu durumda kemik zayıflığı,kas güçsüzlüğü,eklem ağrıları ve kolay kırılmalar ortaya çıka-bilir. Besinlerle aldığınız fosfor düzeyine dikkat etmelisiniz. Doktorunuz size gıdalarla alınan fosforun kana geçmesini önleyecek ilaçlar verecektir. Bu ilaçları her zaman aynı miktarda kullanmayınız. Fosfor içeriği yüksek gıdalar aldığınızda daha yüksek dozda ilaç kullanınız. Bu ilaçları her zaman yemek yerken alınız.
Periton diyalizi uygulanan hastaların diyetinde demir ve vitaminler; bulantı ve kusmaya bağlı olarak ve iştahsızlık nedeniyle yeterli düzeyde beslenemezseniz vücudunuzda demir ve vitamin eksiklikleri olacaktır. Bu maddeleri içeren ilaçları almanızla eksiklikler tamamlanacaktır. Diyaliz sırasında bir miktar demir vücuttan kaybedilir. Bunun için diyaliz hastalarının çoğuna demir içeren iğneler ve haplar uygulanır. Pek çok vitamin ve mineralde diyaliz esnasında kaybedilir. Diyaliz hastalarında D vitamini eksikliği olur ve ilaçla takviye edilir. Böbrek yetersizliğinde A vitamini artar ve bu vitamini içeren ilaçları almak zararlı olabilir. Doktorunuzun size önerdiği vitaminleri düzenli şekilde alınız. Kendi başınıza ve diğer hastaların önerileriyle ilaç almayınız.

Periton Diyalizi uygulanan hastaların bir günde almaları gereken vitamin miktarları:

Vitamin B1                     1,5 mg
Vitamin B2                     1,8 mg
Vitamin B6                     10 mg
Vitamin B12                   3 mcg
Vitamin C                      60 mg
Vitamin D                      0,25-1 mcg
Vitamin E                       15 ünite


Arananlar diyaliz hastalarında beslenme, diyaliz hastaları beslenmesi, diyalize giren hastanın beslenmesi, Periton diyaliz uygulamaları

Böbrek Yetmezliği Nedir Çeşitleri Nelerdir

böbrek-seması

Böbreğin normalde yaptığı görevlerin kaybına böbrek yetmezliği denir.Böbrek yetmezliği geliştiğinde böbreklerin şu görevlerinde önemli aksamalar olur:

* Zararlı (toksik) maddelerin vücuttan idrar yoluyla uzaklaştırılması
* Fazla suyun uzaklaştırılması
* Kan basıncının (tansiyon) kontrol edilmesine yardı
* Kan hücrelerinin yapımının kontrol edilmesine yardı
* Kemiğin güçlenmesine yardım

Sağlıklı bir tek böbrek tüm bu görevleri yerine getirebilir. Kişideböbrek yetmezliğine ait şikayet ve bulguların oluşması için her iki böbreğin de görevlerini yapamaması gereklidir.Bu görevlerin yerine getirilmesindeki aksama ilerleyici ve geriye dönüşsüz olarak meydana gelirse bu duruma kronik böbrek yetmezliği adını veriyoruz. Ancak görev kaybı saatler veya günler içinde meydana geliyorsa ve geriye dönüş ihtimali varsa, bu duruma akut böbrek yetmezliği diyoruz.

Kronik ve Akut Böbrek Yetmezliği Ayrımının Önemi Nedir?

Akut böbrek yetmezliği, böbreklerin görevlerinde çok kısa bir zaman içinde meydana gelen ve geriye dönüşü mümkün olabilen işlev kaybıdır. Zamanında tanınarak, uygun tedavisinin yapılması ile hastanın sonraki yaşamında böbrekleri tamamen normal olarak çalışabilir. Ayrıca kronik böbrek yetmezliği nedeniyle takip edilen hastalarda da hastalığın seyri sırasında araya giren ateşli hastalıklar, bazı ilaçlar,aşırı su kaybı gibi çeşitli durumlar da böbrek görev kaybını hızlandırabilirve yine zamanında müdahale ile bu hızlı ilerlemeyi durdurmak mümkün olabilir.

Böbrek Yetmezliğine Bağlı Bulgular Nelerdir?

“Kendimizde böbrek hastalığı olduğunu nasıl anlarız?” sorusuna, “Bunu kolaylıkla anlayabilirsiniz?” cevabını vermek oldukça güçtür. Ne yazık ki hem hastalığın bulguları kendine özgü değildir, hem de çoğu kez böbreklerin görev kaybı normalin %1 O’una kadar düşmedikçe ortaya çıkmaz.

Krampları, nefes darlığı, uyku bozukluğu, cinsel bozukluklar nedeniyle doktora başvurmaktadır. Aslında çoğu kez hastaların doktora başvurmaya gerek duymadığı ve ancak daha sonradan düşünüldüğünde hatırlanan önemli bozukluğu gelişmektedir. Bunun başlıca nedenleri şunlardır:

- * Vücutta aşırı miktarda su ve çeşitli atık maddelerin birikimi
- * Proteinlerin yıkılması sonucunda oluşan maddelerin vücuttan atılamaması
- * Beslenme bozukluğu
- * Hormonal dengesizlikler

Böbrek Yetmezliğinin Nedenleri Nelerdir?

Böbrek yetmezliğine neden olan çok sayıda hastalık vardır. Ancak sık görülen nedenler şunlardır:

- Glomerülonefritler
- Diyabet (şeker hastalığı)
- Ailesel hastalıklar (Polikistik böbrek hastalığı vb.)
- Hipertansiyon
- Amiloidoz
- İdrar yollarında tıkanma

Glomerülonefrit Nedir?

Özellikle glomerüllerin daha fazla etkilendiği böbreğin iltihabı durumudur. Ancak tek bir hastalık değildir, çeşitli tipleri vardır. Genellikle hastada belirgin bir rahatsızlığa yol açmazlar; ancak yapılan idrar testlerinde bozukluk tespit edildikten sonra tanısı konur. Bazı hastalarda idrarla aşırı protein (albümin) kaybı ve vücutta şişme ile tanımlanan “nefrotik sendrom”a yol açabilir. Bu olaylar genellikle yavaş gelişir, ancak bazen de günler, hatta saatler içinde glomerülonefrit gelişebilir. Bu şekilde gelişirse akut glomerülonefrit adı verilmektedir. Tüm glomerülonefrit şekilleri kronik böbrek yetmezliğine ilerlemez. Bir kısım glomerülonefritte tedavi ile hastalığın iyileşmesi, bir kısmında ise ilerlemesinin yavaşlatılması mümkün olabilmektedir. Hastalığın teşhisi ve tedavisinin planlanması için böbrek biyopsisi yapılmalıdır.

Polikistik Böbrek Hastalığı Nedir?

Polikistik böbrek hastalığı böbrek yetmezliğine neden olan ailesel hastalıklardan en sık görülenlerinden birisidir. Bu hastalıkta böbreklerde içleri berrak sıvı ile dolu olan, kist adı verilen çok sayıda kesecik bulunur. Böbreklerde polikistik böbrek hastalığı dışında da kistler bulunabilir. Böbreğin kistik hastalıkları ailevi geçen ve ailevi geçmeyen kistik hastalıklar olarak iki gruba ayrılabilir. Ailevi olarak geçen polikistik böbrek hastalığı ise baskın ve çekinik geçen tiplere ayrılır. Basit böbrek kistleri tek ya da çok sayıda olabilen ve en sık karşılaşılan kistlerdir. Yaşla beraber görülme sıklıkları da artar ve çoğunlukla herhangi bir şikayete yol açmadan, yapılan incelemelerde rastgele saptanır. Bunun dışında böbrek hastalarında ve diyaliz hastalarında da kist görülme sıklığı artmıştır. Polikistik böbrek hastalığı genellikle erişkin yaşlarda açığa çıkar. Böbrek kistlerinin yanı sıra karaciğerde de kistler, beyin damarlarında balonlaşma (anevrizma) ve hipertansiyon bulunur. Hastalık şikayete yol açmayabilir ve tesadüfen tetkik yöntemleri ile veya aile incelemesinde tespit edilebilir. Erken evrede ancak idrar incelemesi ile saptanabilen idrarda kan (hematüri) ve protein olabilir. Bunun dışında ağrı, kanama, iltihap gibi bulgulara da yol açabilir. Hipertansiyon erken bulgulardan birisidir. Böbrek yetmezliği gelişen hastaların yaklaşık % 5O’sinde hipertansiyon bulunur. Karaciğerde kistler genellikle böbrek kistlerinden sonra gelişir ve yaşla görülme sıklığı artar. Karaciğer kistleri genellikle şikayete yol açmaz ve karaciğer testlerinde bozukluk görülmez. Beyin damarlarındaki anevrizmalar (balonlaşma) hastaların %5′inde görülür. Genellikle 5 mm’den küçüktür ve kanamaya yol açmazlar. Teşhis, aile öyküsü ve ultrasonografide böbrek kistlerinin görülmesi ile konur. Polikistik böbrek hastalığı olanların çocuklarında da hastalığın ortaya çıkma riski %50′dir. Bu nedenle aileler genetik danışmadan yararlanabilirler. Şeker hastalığı (Diyabet) nedir? Diyabet (şeker hastalığı) kan şekerini düzenleyici hormon olan insülinin eksikliği veya dokulardaki etkisizliği sonucu gelişen ve bir çok organı etkileyen bir hastalıktır.

Şeker Hastalığı Tanısı Nasıl Konur?

- Açlık kan şekerinin en az iki defa l26 mg/dL ve üzerinde olması.
- Çok su içme, çok idrara gitme, çok yemek yeme gibi şikayetlerle beraber kan şekerinin 200 mg/dL veya üzerinde olması.
- Şeker yükleme testinin ikinci saatinde kan şekerinin 200 mg/dL veya üzerinde olması.

Şeker hastalığı pek çok organı etkiler, ancak en sık etkilenen organ ve sistemler şunlardır:

- Göz
- Böbrekler
- Kalp-damarsistemi
- Sinir sistemi

Şeker Hastalığında Göz:

Sırasıyla damarlarda genişlemeler ve küçük balonlaşmalar, damarların geçirgenliğinde artma, damarsal tıkanmalar, yeni damar oluşumları, göz içinde kanamalar meydana gelebilir. Zamanla görme kaybı gelişebilir. Gözdeki bu değişikliklerin şiddeti kan şekeri değerleri yükseldikçe artar.

Şeker Hastalığında Kalp-damar Sistemi:

Diyabette damar daralmasına (ateroskleroz) ve buna bağlı koroner damar hastalığı, kalp krizi, bacak ya da kol damarlarında hastalık, gangren, böbrek damarlarında daralma gibi olaylar artar. Ayrıca diyabetli hastalarda sıklıkla bulunan hipertansiyon da bu olayları arttırmaktadır.

Şeker Hastalığında Sinirler:

Tıpkı böbrek yetmezliğinde olduğu gibi bir veya daha fazla sinirde etkilenme görülebilir. Ayrıca benzer şekilde mide, bağırsak, mesane gibi organların çalışmasını düzenleyen sinirler de etkilenebilir. Hastalarda ellerde ve ayaklarda uyuşma, kramp, yanma tarzında ağrılar olabilir. Sinirlerin etkilenmesi nedeniyle hissin ve ağrı duyusunun azalması veya kaybolması yaralanmaların fark edilmesine engel olur. Bu nedenle şeker hastalarında ayaklarda kolayca yaralar gelişir.

Şeker Hastalığında Böbrekler Nasıl Etkilenir?

Diyabete bağlı böbrek yetmezliği pek çok ülkede böbrek yetmezliğinin en önemli nedenidir. Yaşlı insanların sayısının artması, şeker hastalarının yaşam süresinin artışı ile bu oran giderek artmaktadır.

Şeker Hastalarında Böbreklerin Etkilenmesinin Evreleri

- Evre 1: Böbrek büyüklüğü ve süzme görevi artmıştır.
- Evre 2: Böbreğin süzme görevi normaldir veya artmıştır.
- Evre 3: İdrarda protein çıkmaya başlar. Bu dönem en önemli dönemdir. Bu dönemde yapılan müdahalelerle ilerleme önlenebilir.
- Evre 4: Artık idrarla protein kaybı belirgin hale gelmiştir (günde 300 mg’ın üzerindedir), genellikle birlikte yüksek tansiyon bulunur.
- Evre 5: Böbrek yetmezliğinin geliştiği dönemdir. Böbreğin süzme görevi azalmıştır.

Şeker Hastalığında Böbrek Yetmezliğinin İlerlemesini Kolaylaştıran Faktörler Nelerdir?

- Ailevi yatkınlık
- Hipertansiyon varlığı
- Proteinüri (idrarla protein kaybı)
- Kan şekeri yüksekliği
- Sigara içilmesi

Şeker Hastalığında Böbrek Hastalığına Karşı Ne Gibi Önlemler Alınabilir?

Kan şekerinin iyi kontrolü böbrek hastalığının hem gelişimini azaltır, hem de ilerlemesini yavaşlatır. Hipertansiyon hastalığın ilerlemesinde önemli bir role sahiptir. Şeker hastalarında diyastolik kan basıncı (küçük tansiyon) değerinin 85 mmHg’nın altında tutulması, kalp ve damarların etkilenmesine bağlı olayların önlenmesinde önemlidir. Şeker hastalarında hipertansiyon ilacı seçimi önemli olup, bazı ilaçların tansiyonun kontrolünü sağlaması yanı sıra böbrek üzerinde yararlı etkileri olduğu gösterilmiştir. Diyabetik hastalarda başka nedenlerle de böbrek yetmezliği gelişebileceği unutulmamalıdır.

Kronik Böbrek Yetmezliğinde Hangi Sistemler Etkilenir?

Sinir sistemi psikiyatrik bozukluklar

Böbrek yetmezliği hastalarında hem hastalığın kendisi, hem de uygulanantedavi önemli bir stres nedeni olup, psikiyatrik sorunlar sık görülmektedir.Haftalarda psikolojik stresin önemli nedenleri diyete uyumun güçlüğü (düşük tuz, düşük protein içerikli ve özellikle diyaliz hastalarında su kısıtlaması) ve tedaviye bağımlılık durumudur. Depresyon en sık görülen psikolojik problemdir. Umutsuzluk, işe yaramama duygusu, yeme ve uyku bozuklukları gibi bulguları olabilir. Bunların dışında anksiyete (sıkıntı hissi), cinsel bozukluklar gibi psikiyatrik bozukluklar da görülebilir.Beyin anormallikleri ve sinir iletiminde bozukluklar Böbrek yetmeziikli hastalarda en sık etkilenen sistemlerden birisi sinir sistemidir. Bu bozukluklar henüz diyalize girmeyen hastalarda olduğu gibi diyalize giren hastalarda da görülebilir.

Böbrek yetmezliğine bağlı bilinç bozukluğu:

Akut veya kronik böbrek yetmezlikli hastalarda merkezi sinir sistemine (beyin, omurilik, beyincik) ait çeşitli bulgu ve şikayetlerin olduğu durumları tanımlamada kullanılır. Genellikle çok ileri böbrek yetmezliğinde görülür. Uykuya eğilim, olayların yer ve zamanlarını karıştırma, bilinç bulanıklığı, nöbetten komaya kadar ilerleyen bulgular gelişebilir. Ayrıca konuşma bozukluğu, kaslarda kasılmalar olabilir.

Diyalize bağlı bozukluklar:

Böbrek hastalığının kendisine değil, ama diyalize bağlı bazı rahatsızlıklar da olabilir.
- Diyalize bağlı dengesizlik sendromu: Genellikle hemodiyalizle tedavi edilen genç hastalarda görülür. Diyalize yeni başlanan hastalarda daha sıktır. Baş ağrısı, bulantı, kusma, kas seğirmesi, bozukluğu, hipertansiyon, ellerde titreme, nöbetler gibi bulgular meydana gelir.
- Diyalize bağlı bunama
- Zihinsel fonksiyonlarda bozulma

Sinir iletimi bozuklukları:

Ya tek sinirin ya da birden fazla sinirin etkilenmesi şeklinde ortaya çıkabilir. Sürtünme ve sivri cisimlerin hissedilmesinin azalması, güç azalması, kaşıntı, ağrı, yanma hissi gibi şikayetlere neden olabilir.

Diğer sinir sistemi bozuklukları:

Yine sinir tutulumuna bağlı olarak ayağa kalkıldığında tansiyon düşüklüğü gelişebilir. Yani hasta ayağa kalktığında kan basıncı düşer ve baş dönmesi, göz kararması gibi şikayetlere neden olabilir. Bunun dışında terleme bozuklukları, sürekli düşük tansiyon, kalp atımında bozukluklar, mide-bağırsak çalışmasında bozukluk gibi çeşitli yakınmalar olabilir.

Kalp ve damarlar: Kalp zarı iltihabı (perikardit):

Kalbi ve yakınındaki damarları saran zarın (perikard) iltihabıdır. Böbrek yetmezliğinin kendisine bağlı olarak gelişebildiği gibi mikrobik nedenlerle, tüberküloz (verem) veya doğrudan bu zarları etkileyen çeşitli hastalıklar nedeniyle gelişebilir. Göğüs ağrısı, özellikle sırtüstü yatmakla artan nefes darlığı, kalpte atım bozukluğu gibi şikayetlere neden olabilir. Kalp yetmezliği ve koroner kalp hastalığı Böbrek yetmezliğine bağlı kalp hastalığı daha çok kalp kasının çalışmasında bozukluk veya kalbe gerekli kan akımmdaki eksiklik şeklinde görülür. Kalp hastalığına ait şikayetler göğüs ağrısı, nefes darlığı, vücutta şişlik (ödem), kalp atım bozukluğu gibi çeşitli şekillerde olabilir.

Kalp hastalığında tedavi yaklaşımları şunlardır:

1- Kalp hastalığına neden olan faktörlerinin giderilmesi
2- Tansiyonun kontrolü
3- Serum yağ düzeylerinin düşürülmesi
4- Sigaranın bırakılması
5- Böbrek yetmezliğine bağlı nedenlerin kontrolü
6- Kansızlık tedavisi
7- Paratiroid bezinin fazla çalışmasının önlenmesi ve tedavisi
8- Yeterli diyaliz
9- Beslenme bozukluğunun önlenmesi
10- Böbrek yetmezliği için uygun tedavinin seçilmesi

Tansiyon yüksekliği (hipertansiyon)

Kronik böbrek yetmezlikli hastaların yaklaşık %80′inde hipertansiyon bulunur. Tedavide vücutta sıvı fazlalığının önlenmesi önemli olup ayrıca çeşitli hipertansiyon ilaçları kullanılabilir. Hipertansiyon nedenleri şunlardır:

1- Vücutta su fazlalığı
2- Damarsal değişiklikler
3- Çeşitli atık maddelerin birikimi
4- Kan basıncı düzenlenmesinde rol olan bazı sistemlerin çalışmasının artması veya azalması
5- Eritropoietin tedavisi

Akciğerler

Kronik böbrek yetmezliğinde akciğerler de çeşitli şekillerde etkilenebilir. Akciğer iltihabı ve akciğerleri saran zarlar arasında sıvı toplanması görülebilir. Göğüs ağrısı, nefes darlığı, ateş, öksürük, balgam akciğerlerde sorun olduğunu düşündüren bulgulardır.

Kan sistemi Anemi (kansızlık)

Anemi, böbrek yetmezliğinde oldukça sık görülen bir sorundur. Anemi, yorgunluk, egzersiz kapasitesinde azalma, zihinsel fonksiyonlarda azalma ve üşüme gibi şikayetlere yol açabilir. Böbrek yetmezliğinde görülen kansızlığın nedenleri

1- Eritropoietin eksikliği (kırmızı kan hücrelerinin üretimini uyaran eritropoietin adlı madde %90 oranında böbreklerde yapılır; bu nedenle böbrek yetmezliğinde vücutta yeterince üretilemez)
2- Kırmızı kan hücrelerinin yaşam süresinin kısalması
3- Vücutta biriken çeşitli artık maddeler nedeniyle kemik iliğinin kırmızı kan hücresi (eritrosit) üretiminde azalma

Kanama ve pıhtılaşma bozuklukları:

Kolay kanama kendini daha çok vücudun çeşitli bölgelerinde değişik derecelerde morarma veya döküntülerle gösterir. Ancak burun kanaması, mide kanaması, karın içine kanama gibi daha ciddi boyutlarda da olabilir. Böbrek yetmezliği hastalarında kanamaya eğilimin nedenleri kanın pıhtılaşmasını sağlayan hücrelerin (trombosit) görevlerinin bozulması, damar yapısındaki değişiklikler ve kansızlığa bağlı değişikliklerdir.

İskelet sistemi

Böbreğin en önemli görevlerinden birisi de kemiklerin yapısının korunmasıdır. Böbrekler bunu kalsiyum, fosfor ve D vitamini arasındaki dengeyi sağlayarak yapar. Böbrek yetmezliğinde düzeyleri değişen bu vitamin ve mineraller nedeniyle kemik hastalığı gelişir. Böbrek yetmezliğinde kemik hastalığının en önemli nedenleri serum kalsiyum düzeyinin azalması, serum fosfor düzeyinin artması ve D vitamini üretimindeki azalmadır. Böbrek yetmezliği olan kişilerde değişik derecelerde kemik hastalığı görülür. Kronik böbrek hastalığına bağlı kemik hastalığında kemiklerde ağrı, kırıklar ve şekil bozuklukları dışında, kas güçsüzlüğü, kaşıntı, nadiren deride yaralar, çeşitli organ ve dokularda küçük kalsiyum birintileri (kemikleşme) görülebilir.

Sindirim sistemi

Böbrek yetmezliğinde sindirim sisteminin pek çok organı etkilenebilir.

Ağız ve yemek borusu

Ağız ve yemek borusu ile ilgili olarak nefesin kokması, ağızda kötü tat gibi şikayetler olabilir.

Mide ve bağırsaklar

Böbrek hastalarında mide ve bağırsak boyunca yayılabilen, derin olmayan ülserler (yüzeysel yaralar) ve küçük kanamalar görülebilir. Mide ve oniki parmak bağırsağında iltihap gözükebilir. Midede ülser görülme sıklığı da normal topluma göre daha fazladır. Mide ve bağırsak kaslarının çalışmasındaki bozukluklar sonucunda midenin boşalmasında gecikme, iştahsızlık, bulantı, kusma gibi şikayetler ortaya çıkabilir.

Karaciğer

Karaciğerde viruslara bağlı iltihap, ilaçlara bağlı karaciğer zedelenmesi, karaciğere giden oksijen miktarında azalmaya bağlı hasar gibi bozukluklar bulunur


Arananlar glomerülonefrit çeşitleri, polikistik bobrek cesitleri

Aletli Periton Böbrek Hastaları İçin İyi bir Seçenektir

periton

Kronik Böbrek Yetmezliği hastalığı ve tedavisi konusunda kamuoyunda farkındalık ve bilincin artırması, hasta, hasta yakınları ve hekimler açısından her geçen gün büyük önem kazanıyor. Böylece Kronik Böbrek Yetmezliği ile mücadele eden hastalar, diyaliz seçenekleri veya böbrek nakli imkanları konusunda bilinçlenerek, tedavilerini daha kaliteli olarak sürdürülebiliyor.

Türk Nefroloji Derneği tarafından, toplam 23 ilde 10.872 erişkinin katılımı ile yapılan ve 2009 yılında sonuçlanan CREDIT çalışmasında, Türkiye’de erişkinlerin % 15.7’sinde çeşitli evrelerde kronik böbrek hastalığı varlığını gösteriyor. Dernek Başkanı Prof Dr. Gültekin Süleymanlar “Bu oran, basit bir hesapla ülkemizde yaklaşık 7.5 milyon kronik böbrek hastası bulunduğu, yani her 6-7 erişkinden birinin böbrek hastası olduğu anlamına gelmekte ve sorunun boyutunun tahmin edilenin çok üzerinde olduğuna dikkat çekmektedir.” diyor.

Her erişkin yaş grubundan kronik böbrek yetmezliği yaşayan hastaların olduğu düşünülünce, bu hastaların günlük yaşamlarını rahat ve özgürce yaşayabilecekleri alternatif tedavi yöntemleri önem kazanıyor.

Diyaliz tedavi yöntemleri; karın boşluğuna özel sıvı doldurarak vücudun içinde kanın temizlenmesi işlemi olan, karın diyalizi, yani Periton Diyalizi, ya da bir makine yardımı ile kanın temizlenmesi, yani Hemodiyaliz, şeklinde yapılabiliyor.

Periton Diyalizi evde uygulanabilen bir diyaliz tedavisi şekli. Bu yöntemin Aletli Periton Diyalizi (APD) diye adlandırılan tedavi biçiminde hasta gece uyumadan önce set ve solüsyon torbalarını periton diyalizi makinesine yerleştiriyor ve makinesini önerilen şekilde programlıyor. Kişi uyurken gece boyunca (8–10 saat) makine karın boşluğuna diyaliz sıvısını vererek, bekletip, boşaltıyor. Bu yöntem ile diyaliz hastaları çalışma yaşamı ve sosyal hayatı ile ilgili programlarını aksatmadan günlük işlerini özgürce planlayabiliyorlar.

Diyaliz tedavi yöntemleri mutlaka bir nefrolog kontrolünde, hastanın gereksinimlerine göre ve hastalık seyrine en uygun şekli ile belirlendiğinde, yaşamı kolaylaştırıyor.

Periton Diyalizi Nedir: Periton, karın boşluğunda yer alan organları saran ince bir zardır. Periton Diyaliznde, yapay bir zar ile vücudun dışında temizlenmek yerine kan vücudun içinde periton zarından geçerek temizlenir. Silikon bir  kateter ile periton boşluğuna diyaliz sıvısı verilerek ve sonra geri alınarak atık maddeler vücuttan uzaklaştırılır.

Periton Diyalizi iki şekilde gerçekleştirilir:

Sürekli Ayaktan Periton Diyalizi (SAPD) icon razz Aletli Periton Böbrek Hastaları İçin İyi bir Seçenektir eriton diyalizi işleminin manüel gerçekleştirilen şeklidir. SAPD uygulanırken yapılan işlemlerin tümüne TORBA DEĞİŞTİRME adı verilir. Bir torba değiştirme işleminin üç aşaması vardır. Bunlar BOŞALTIM – BEKLEME – DOLUM’dur. Bir değişim işlemi yaklaşık yarım saat sürer.

Aletli Periton Diyalizi (APD): Evde makine aracılığı ile uygulanan periton diyalizi işlemine Aletli Periton Diyalizi (APD) denir. Bu tedavi biçiminde hasta yatmadan önce set ve solüsyon torbalarını periton diyalizi makinesine yerleştirir ve makinesini önerilen şekilde programlar. Kişi uyurken gece boyunca (8–10 saat) makine karın boşluğuna diyaliz sıvısını verir, bekletir ve boşaltır. Gerektiğinde tedavide değişiklik yapılabilir.

Böbrek Hastaları Yemekte Nelere Dikkat Etmeli

diyaliz_hastalarinin_yememesi_gerekenler

diyaliz hastalarinin yememesi gerekenler 300x144 Böbrek Hastaları Yemekte Nelere Dikkat EtmeliKronik böbrek yetmezliği nedeniyle diyaliz tedavisinin uygulandığını belirten Yeter,  “Kronik böbrek yetmezliğine yola açan bazı nedenler arasında gloria  nefrit adı verilen bir hastalık veya şeker hastalığı, ailevi olarak süre gelen böbrek rahatsızlığı, ayrıca böbrek  taşları ve infeksiyonlar sayılabilir. Sağlıklı insanlarda böbrekler  proteinlerin son atık ürünü olan ve vücudumuzda işe yaramayan üre ve kretaini atabilir ama  böbrek hastalarında bu üre ve kreatin atılmaz ve kanda birikir. Bu da  diğer organların işlevlerini yerine getirememesine sebep olur ve  bulantı, kusma, nefes darlığı gibi şikayetlere sebep olabilir” dedi.

Gerek erken dönemde gerekse transplantasyon aşamalarında ve diyaliz  esnasında nakil olmuş hastalarda beslenmenin öneminin çok fazla olduğunu  belirten Yeter, “Bilinçli diyet uygulamalarıyla hem böbrek  hastalıklarının ilerlememesini sağlamak hem de ilerlemiş hastalarda  sıkıntıların, komplikasyonların en aza indirgenebilmesi için diyalizde  beslenme çok önemlidir” ifadelerini kullandı.

Yeter, diyaliz hastalarının beslenmesinde dikkat edilmesi gerekenleri ise şöyle sıraladı:

“En önemli şeylerden biri sudur. Suyun fazla alınması veya tuzlu  besin tüketilmesi hastalarda ödem ve tansiyon yüksekliği gibi  sıkıntılar meydana getirir. Suyun fazla alınması tansiyon düşüklüğüne ve  yanında bazı sıkıntıların artmasına neden olabilir. Bundan dolayı iki  diyaliz arasındaki sıvı alımının hastanın kilosuna da bağlı olarak 2  kiloyu geçmemesi gerekir. Sadece su değil sıvı olarak çorbalar, meyve suları, diğer sıvı gıdaları aşırı derecede tüketmemek gerekir. Tuzlu  gıdalardan kaçınmamız gerekir. Ekmekteki tuz, yemeklerde, salçalarda,  salamura besinlerde, peynirlerde, hazır çorbalarda fazla miktarda  görünmeyen tuz vardır. Bunlardan kaçınılması gerekir.

Bir diğeri de potasyum ve fosfor dediğimiz minerallerdir. Potasyum  diyaliz hastalarında ölümcül sonuçlara rastlanabilecek sonuçlar doğurur.  Vücuttaki potasyumun artması demek kasların çok fazla demektir. Çok  fazla çalıştığı içinde yorgunluk, halsizlik gibi sıkıntılar meydana  getirebildiği gibi ani kalp durmalarına da sebep olabiliyor. Potasyum en  fazla sebze ve meyvelerde vardır. Biz hastalarımıza en fazla sebze meyveleri  karıştırarak yememelerini öneriyoruz. Bir öğünde mandalina yeniyorsa  beraberinde portakalda yemeyin. Günde iki porsiyon meyveden fazlasını  yemeyin.

Fosfor ise süt ve süt ürünlerinde, balıkta, et ve et ürünlerinde bulunmaktadır. Fosfor  için kalsiyum bağlayıcı ilaçlar var. Hastaların bu ilaçları doktor tavsiyesinde  kullanmaları ayrıca önerilenden fazla süt ve et ürünlerini, sakatatları  tüketmemeleri gerekir. Sebzelerden patatesin potasyum değeri yüksektir.  Etinde potasyum değeri yüksektir. Meyvelerden muz, kavun, karpuz,  üzümün çok fazla tüketilmemesi gerekir. Tadımlık olarak yemelerini  öneriyoruz.”


Arananlar böbrek hastaları neler yemeli, böbrek hastasının yemesi gerekenler, b?brek hastalar? neler yemeli, böbrek yetmezliği nelere dikkat etmeli, böbrek yetmezliği olan hastaların yememesi gereken sebze ve meyveler hangileri, böbrek yetmezliği olan hastaların yemesi gereken gıdalar, diyaliz hastalarının yemesi gerekenler, diyaliz hastası karpuz yiyebilirmi, diyalizhastalrının yiyecekleri, böbrek yetmezliği meyve olarak ne yiyebilir

Diyaliz Nedir, Kimlerde Kullanılır ve Çeşitleri

diyaliz-nedir

diyaliz nedir 300x225 Diyaliz Nedir, Kimlerde Kullanılır ve ÇeşitleriBöbrekler insanlarda genellikle iki adet olup arkada bel omurlarının yanında her iki taraftadır.Boyu yaklaşık 12 cm,eni 6cm, kalınlığı3cm,ağırlığı 150gr civarındadır.Böbreğin temel görevi idrar oluşturmaktadır. Böbrek kalp tarafından pompalanan kanı alarak glomerüllerden geçirir ve idrar oluşturur. Böbrek idrar yapımı, sayesinde; alınan gıdaların sindirilmesi sırasında açığa çıkan zehirli maddelerin ve fazla suyun uzaklaştırmasını sağlar.Böbrekler ayrıca renin hormonu sayesinde kan basıncının kontrolünde, eritropoetin hormonu sayesinde kan hücrelerinin üretiminde ve kalsiyum fosfor dengesini düzenleyerek kemik metabolizmasında etkilidir. Böbrek fonksiyonlarının % 80 – 90”nı kaybetmiş olan hastalarda diyaliz tedavisine başlanmalıdır Diyaliz Tedavisi İki Şekilde Uygulanır.

Hemodiyaliz: Hasta kanının damardan alınarak özel makineler kullanılarak temizlenip tekrar hastaya verilmesi sistemidir. Hastanın ihtiyacına göre bir veya üç defa uygulanır.

Periton Diyalizi: Hastanın karın boşluğuna verilen sıvıya atık maddelerin geçmesi ve daha sonra bu sıvının boşaltılması esasına dayanır. Bu işlem için makineye ihtiyaç yoktur.

Diyaliz Tedavisi Gereken Hastalar

Böbrek fonksiyonlarının % 80 – 90”nı kaybetmiş hastalarda – Böbrek yetmezliğine bağlı tedavisi önlenemeyen kusma,
Tedaviye cevapsız sıvı fazlalığı
Böbrek yetmezliğine bağlı kanama eğilimi,
Böbrek yetmezliğine bağlı bilinç bulanağı
Böbrek yetmezliğine bağlı perikardit

Hemodiyaliz uygulamadan önce bir hazırlık aşaması vardır. Hasta kanını alıp makineye vermek için büyük bir damar yolu gereklidir. Bu amaçla hastanın atardamarı ve toplardamarı cerrahi olarak birleştirilir. Buna Arterio-Venöz Fistül denir. Ancak acil şartlarda diyaliz uygulanacaksa damar içi kateterizasyon uygulanır

Hemodiyalize Giren Hastalar için Örnek Yemek Listeleri

diyaliz_beslenme

Hemodiyaliz hastaları için aranıpta bulunamıyacak en sağlıklı ve en iyi yemek listelerini sizler için hazırladık.

Liste 1

Diyetisyenimiz Dyt. Bahattin Arslan tarafından hazırlanan 2000 Kalorili liste 75 gr. Protein, 1900 mg Potasyum, 900 mg Fosfor, 400 mg Sodyum içermektedir.

Sabah
1 Bardak Çay
1 Adet Yumurta
1 Kibrit Kutusu Peynir
1 Tatlı Kaşığı Margarin
5 Tatlı Kaşığı Reçel
4 Dilim Ekmek

Öğle
1 Kase Şehriye Çorbası
1 Çay Bardağı Yoğurt
4 Yemek Kaşığı Etli Sebze Yemeği (Tablo 1′den seçiniz)
3 Dilim Ekmek
1 Porsiyon Meyve (Tablo 1′den seçiniz)

Akşam
2 Yumurta Büyüklüğünde Köfte veya Yarım But Tavuk
4 Yemek Kaşığı Etsiz Sebze Yemeği (Tablo 1′den seçiniz)
4 Yemek Kaşığı Pirinç Pilavı
4 Dilim Ekmek
1 Porsiyon Meyve (Tablo 1′den seçiniz)

Ara
1 Çay Bardağı Şekerli Süt

Ekmek tuzlu yenilirse Sodyum miktarı 950 mg’a çıkar.
Diyabetik olan hastalar 1 dilim ekmek+1 porsiyon meyvelerini ara öğünde yemelidir. Ayrıca bütün gıdaları şekersiz seçmeleri gerekmektedir.
Potasyum, fosfor, tuz kısıtlaması olmayan hastalar yemek istedikleri gıdaları doktorlarının bilgisi dahilinde tüketebilirler.

Liste 2

Diyetisyenimiz Dyt. Bahattin Arslan tarafından hazırlanan 1800 Kalorili liste 60gr. Protein, 1850 mg Potasyum, 950 mg Fosfor, 300 mg Sodyum içermektedir.
Sabah
1 Adet Yumurta
1 Kibrit Kutusu Peynir
3 İnce Dilim Ekmek (Tuzsuz)

Ara
1 Porsiyon Meyve (Tablo 1′den seçiniz)

Öğle
1 Yumurta Kadar Et
4 Yemek Kaşığı Etsiz Sebze Yemeği (Tablo 1′den seçiniz)
3 İnce Dilim Ekmek (Tuzsuz)
2 Kaşık Pilav veya Makarna

Ara
1 Porsiyon Meyve (Tablo 1′den seçiniz)

Akşam
1 Kase Şehriye Çorbası veya 2 Kaşık Pirinç Pilavı
4 Yemek Kaşığı Etsiz Sebze Yemeği (Tablo 1′den seçiniz)
1 Çay Bardağı Yoğurt
3 İnce Dilim Ekmek (Tuzsuz)

Ara
1 Porsiyon Meyve (Tablo 1′den seçiniz)
1 Çay Bardağı Şekerli Süt

Yemekler ve ekmek tuzsuz yenmelidir.
Diyabetik olan hastalar bütün gıdaları şekersiz seçmeleri gerekmektedir.


Arananlar diyaliz gorenlerin yemekleri, diyalize giren hasta ne kadar yaşar, diyaliz hastası ne yemeli, diyaliz hastalar? ne kadar ya?ar, diyaliz hastaları ne kadar yaşar, diyaliz hastalarının yemesi gerekenler diyaliz yemekleri, diyalize giren hastalar ne kadar yaşar, diyalize girenler ne yemeli, örnek diyaliz hastalarının öyküleri